Örgütsel Davranış Ve Liderlik


SOSYAL PSİKOLOJİ
Sosyal psikolojinin, bilim insanları tarafından üzerinde anlaşmaya varılan bir tanımı bulunmamaktadır. “Sosyal psikoloji nedir?” sorusuna verilen çeşitli yanıtlar mevcuttur. Kimileri (Ör. : Taylor, Peplau ve Sears, 2000, s. 3) , sosyal psikolojiyi “insanların diğer insanlar hakkında nasıl düşündüklerinin, onları nasıl etkilediklerinin ve onlarla nasıl ilişki kurduklarının bilimsel bir biçimde çalışılması” olarak, kimileri ise (Akt. Kağıtçıbaşı, 1999, s. 19) “sosyal ve kültürel ortamdaki birey davranışının özelliklerinin ve nedenlerinin bilimsel bir biçimde incelenmesi” olarak tanımlamaktadır.
Bu tanımlar ve daha pek çokları sosyal psikolojinin analiz birimi olarak bireye vurgu yaparken, başka bazı araştırmacılar bireyler arasındaki etkileşime vurgu yapmaktadır. Örneğin, “sosyal psikoloji insan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin psikolojik temellerini sistematik olarak inceleyen bir disiplindir” (Bilgin, 2000, s. 2) . Ama asıl olarak ünlü sosyal psikolog Allport’un yaptığı kapsamlı tanım yaygın kabul görmektedir: (akt. Hogg ve Vaughan, 1995; s. 1) “.
Bu kadar çok tanımdan hangisinin “doğru” olduğu sorusu akla gelebilir. Sosyal psikolojinin ne olduğu ile ilgili olarak akılda tutulması gereken en önemli nokta, tek bir doğru tanımın olamayacağıdır. Tanımların çeşitliliği, bir zayıflığa değil tam tersine bu alanda farklı görüşlerin yan yana olduğu bir zenginliğe işaret etmektedir. Sosyal psikoloji bireyin davranışlarını çalışmaktadır.
Davranış sadece yürümek, koşmak ya da atlamak gibi büyük motor faaliyetleri değil, örneğin kaşları kaldırmak ya da gülümsemek gibi daha ince birtakım faaliyetleri de kapsar. Gene de davranışa yüklenen anlamlar bir kuramsal görüşten diğerine değişir. Sosyal psikologlar sadece davranışla değil, duygularla, düşüncelerle, inançlarla, tutumlarla, niyetlerle vb. ile de ilgilenirler. Bunlar dışarıdan gözlenemeseler de davranıştan çıkarsanabilirler. Bu süreçleri anlamak davranışı anlamak kadar önemli görülmektedir, zira davranışı yönlendirenin bu süreçler olduğu düşünülmektedir (Hogg ve Vaughan, 1995) .
Psikolojinin bir alt dalı olarak sosyal psikoloji, bireyin davranışlarını incelemekle birlikte, temel olarak bireyin diğer bir bireyle ya da grupla etkileşiminde sergilediği davranışlara odaklanmaktadır (Brewer ve Crano, 1994). Ancak hemen belirtmek gerekir ki bir davranışın sosyal olması demek, yani bir kişinin diğer bir kişiyle, bir grupla etkileşimde bulunması demek, ikinci kişinin ya da grubun fiziksel olarak varlığını zorunlu kılmaz. Giriş bölümünde verilen bir örnekte, Burcu ayna karşısında yalnız olmasına karşın sosyal bir davranış sergilemektedir. Çünkü başka bir kişiyle olan etkileşimini hayal etmektedir.
Ayşe Hanım durakta otobüse biner, bir yer bulur ve oturur. Oturur oturmaz da karşısındaki kadının kendisini, kıyafetini dikkatle incelediğini fark eder. Hiç fark etmemiş gibi yaparak kendine çekidüzen verir, poz alarak bakışlarını başka tarafa çevirir”

Sosyal Etki ve Uyma Davranışı
Etrafımıza dikkatlice baktığımızda insanların hem birbirinden çok farklı, hem de birbirlerine çok benzemekte olduklarını görürüz. Bir kişinin bünyesinde toplanan eğilimler, tutumlar ve davranışlar o kişiye has bir görünüme sahiptir ve başkalarında aynı şekilde görülmez. Sosyal psikoloji alanı, kişisel farklılıklardan ziyade benzer davranışların nedenleri üzerinde durmaktadır ve bunun temelinde sosyal etki kavramı yatmaktadır. Sosyal etki sonucu meydana gelen uyma davranışı kişilerin “benzerliğini” ve dolayısıyla sosyal davranış düzenliliğini yaratır.

Sosyal Etki Uyma Davranışı Benzerlik

Uyma davranışı kişi için gerçeği tanımlamaya yarar ve toplumsal yaşam için zorunludur.

Üç Sosyal Etki Araştırması

Sherif’in “Grup Normunun Oluşması” Deneyi

Sherif bugün klasik olarak kabul edilen bu araştırmasında (1936) “otokinetik etki” diye bilinen bir görsel algı yanılgısından faydalanmıştır. Tamamen karartılmış bir odada hareketsiz duran bir ışık noktasına bir süre gözümüzü kaydırmadan dikkatlice bakarsak, ışık aslında yerinde durduğu halde onu hareket ediyormuş gibi görürüz. Bu olgudan faydalanarak Sherif bir dizi araştırma yapmıştır. Araştırmada birbirlerini hiç tanımayan, birbirleri ile daha önce herhangi bir grup içinde bulunmamış kişiler kullanılmıştır. Bu kişiler ilk olarak teker teker laboratuara alınmış ve kendilerine bir algı deneyi yapılacağı söylenerek tamamen karartılmış odada ufak bir ışık kısa aralarla gösterilmiştir. Işığın her gösterilişinde bu ışığın hangi yönde ve ne kadar hareket ettiği denekten sorulmuştur. Araştırmanın bu ilk bölümünde, her deneğin önce birbirini tutmayan sayılar verdiği fakat zamanla belli bir sayıda karar kıldığı ve ışığın hep o kadar hareket ettiğini söylediği bulunmuştur. Işık hiç hareket etmediği halde denek her seferinde ışığı hareket ediyormuş gibi görmüştür. Araştırmanın ikinci bölümünde bu kişiler, birkaç kişilik gruplar halinde laboratuara alınmış ve ışığın her gösterilişinde uzunluk yargılarını yüksek sesle yapmaları istenmiştir. İlk bölümde birbirinden farklı standart geliştirmiş kişilerin biraraya geldiklerinde, bu standartlarından vazgeçerek grup halinde tek bir standart oluşturdukları gözlemlenmiştir. Böylece, kişisel standartlar, yerlerini tek bir ortak standarta bırakmış oluyor. Bundan sonra, denekler araştırmanın ilk bölümünde olduğu gibi tek tek laba alınarak aynı işlem tekrarlanmış ve bu bölümde her denek yalnız olmasına rağmen ilk bölümde geliştirdiği kişisel standartı kullanmayıp grup standardına bağlı kaldığı görülmüştür. Sherif’in bu araştırmasında belirsiz fiziksel gerçeğin yerini sosyal gerçek almış, grubun normu bireylere gerçek olarak kabul edildiğinden bu norma uyulmuştur.

Asch’in “Uyma” Deneyi

Asch’in deneyi, insan doğru bildiğini sandığı şeyin tersini iddia eden bir grupla karşılaşırsa ne yapar sorusunu araştırmıştır. Bu deneyde laboratuarda belli sayıda bireyden meydana gelmiş gruplara, sırayla birçok kart gösterilmiştir. Her çift kartın birinin üzerinde çeşitli uzunlukta 3 çizgi birinde ise tek bir çizgi olup bu tek çizgi diğer karttaki üç çizgiden biriyle aynı uzunluktadır. Deneklerden tek çizginin uzunluk bakımından diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği sorulmuştur. Aslında deneklerden biri yalnızca gerçek denektir, ötekiler araştırmacının asistanlarıdır ve her defasında ne söyleyeceklerine önceden karar verilmiştir. Ve esas deneğe söz sırası en sonda gelmektedir. İlk birkaç kart gösterildiğinde araştırmacının yardımcıları doğru cevap vererek deneğin güvenini kazanırlar fakat sonra hep yanlış cevap vermeye başlarlar. Denek sıra kendisine gelene kadar sıra ile herkesin yanlış cevap vermesinden rahatsız olmaktadır, nitekim sıra kendisine gelince, onun da diğerlerinin söylediklerini tekrarladığı görülmüştür. Araştırmaya katılan her üç denekten birinin bu şekilde diğerlerinin kararlarına uyduğu bulunmuştur. İnsanların %35 gibi azımsanmayacak bir kısmının, gruba uyarak apaçık gördükleri şeyin tersini söylemeleri, gerçekten önemli bir bulgudur.

Asch ve Sherif’in Deneylerinin Karşılaştırılması

1. Sherif’in araştırmasındaki fiziksel gerçeğin belirsizliğine karşın, Asch’ın araştırmasında fiziksel gerçeğin açık seçik olduğu ortadadır. Sherif’in araştırmasında birey gerçeği tanımlamak için grup kararına muhtaçtır. Asch’in araştırmasında ise, apaçık fiziksel durumdan ötürü bireyin grubun bilgisine ihtiyacı yoktur.

2. Bundan ötürü Sherif’in araştırmasında birey, grubun fikrine, doğru olduğuna inandığı için uyar. Asch’in araştırmasında ise birey grubun fikrine yanlış olmasına rağmen uyar. Sherif’in deneyinde, uyma davranışının altında fikren de kabul etme (tutum değiştirme) olayı yatmaktadır, Asch’in deneyinde ise, uyma, davranış düzeyinde oluşmaktadır, daha derine inen bir tutum değiştirme söz konusu değildir.

3. Sherif’in deneyinde hiç yoktan bir grup normunun oluşumu araştırılmakta, Asch’in deneyinde ise var olan, yerleşmiş bir grup normuna uyma olayı incelenmektedir. Sherif grup sürecinde daha önce meydana gelen bir olayı, Asch ise daha sonra meydana gelen bir olayı ele almışlardır.

Stanford hapishane deneyi, mahkûm veya gardiyan olmanın psikolojik etkileriyle ilgili bir incelemeydi. Deney Stanford Üniversitesi’nde psikolog olan Philip Zimbardo liderliğindeki bir grup araştırmacı tarafından 1971’de yapıldı. Yetmiş kişi arasından yirmi dört lisans öğrencisi gardiyan ya da mahkûm rollerini oynamak üzere seçildiler. Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.
Mahkûmlar ve gardiyanlar çok çabuk bir şekilde rollerine adapte oldular. Deney öngörülen sınırların dışına çıkıp tehlikeli ve psikolojik olarak hasar veren bir duruma geldi. Birçok mahkûm duygusal olarak travma geçirirken gardiyanların üçte biri “gerçek” sadistik eğilim sergilemekten yargılandı. mahkûmların ikisi daha deneyin başında çıkarılmak zorunda kalındı. Kendisi dahil herkesin rolüne iyice kaptırdığından emin olduktan sonra Zimbardo altıncı günün sonunda deneyi bitirdi.

SOSYAL STATÜ VE ROLLER:

Statü: İnsanlırn toplum içindeki yerini ifade eden bir kavramdır. Statü, kişilerin çocuk, doktor, müslüman, öğretmen, işveren, örneklerindeki gibi kim olduklarını belirtir, ona bir takım haklar sağlar ve yükümlülükler yükler.

Statü Çeşitleri:

1. Verilmiş (edinilmiş) Statü: Kişilerin yetenek ve becerilerine bakmadan ve onların bir çabası olmadan, kendileri dışındaki faktörler tarafından

sağlanır. Yani kişi doğumuyla, cinsiyetiyle veya yaşıyla ilgili bu statüyü elde eder. Örneğin, Yaşlı,genç, kadın, erkek, siyah, beyaz . . .

2. Kazanılmış Statü: Kişilerin kendi çabaları sonucu elde ettikleri stütüdür.Örneğin, anne, baba, öğretmen rolü çok büyüktür ve çok çabuk değişebilir.

Sosyal Prestij (İtibar): Bir bireye ya da kümeye (grub) başka birey ya da kümelerle, ilişkilerindeüstünlük sağlayan duruma denir. Doktorluk statü,doktorun sevilmesi, aranması durumuna prestij denir.

statünün Özellikleri:
1. Her insan birden fazla statüye sahip olabilir.
2. Bazıları doğuştan bazıları sonradan kazınılır.
3. Bazıları doğumdan ölüme kadar değişmezken koşulları daha kolay değişir.
4. Her stütü belli kurallara bağlıdır.
5. statüler arası ilişkiler ağı vardır.
6. Toplumdan topluma değişiklik gösterebilir.

Anahtar (Temel) Statü: Bireyin sahip olduğu statülerden toplum da en etkin olanına anahtar statü denir. Anahtar stütü kişinin toplum içindeki kişiliğini belirler. Cumhurbaşkanı, General, Öğretmen, İmam genellikle kişinin diğer statülerine göre anahtar stütü niteliği taşır.

Rol: Toplumun bireyden statüsüne uygun olarak beklediği davranışlarına rol denir. Kişinin her taşıdığı statüye göre bir çok rolleri vardır. Her rol, diğer rollerle olan ilişkilerinin derecelerine göre var olur ve anlam kazanır. statünün dinamik yönüdür.Bir kimse hem öğretmen, hem sporcu hem parti üyesi olabilir.Rol Pekişmesi: Rollerin birbirini kolaylaştır-masıdır. Ana okulu öğretmeni Rol Çatışması: Bireyin sahip olduğu statülerine uygun rolleri arasında herhangi birine uygun davranışı yapacağına karar verememesi haline rol çatışması denir. Örneğin, bir müdürün evde müdür rolüne devam etmesi, subayın evdekilere asker imiş gibi davranması

1 Yorum

Filed under Okan Yakut

One response to “Örgütsel Davranış Ve Liderlik

  1. vize sınavında 3 klasik soru gelmiş olup bunlar; sosyal psikoloji – Sherif ve Asch deneyleri – Stanford hapishane deneyidir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s